EDEBİYATIMIZIN HATIRNAZ ŞAİRİ: CAHİT ZARİFOĞLU AİLESİYLE DERGİMİZİN ARALIK SAYISI İÇİN ÖZEL BİR RÖPORTAJ YAPTIK


Merhaba Berat hanım ilk önce değerleri vaktinizi ayırıp, bizimle röportaj yaptığınız için Tolstoy’un Bisikleti dergisi olarak çok teşekkürlerimizi sunarız. 

Ben de sizlere teşekkür ederim. Hayırlar getirsin inşallah.


* Berat hanım bize biraz Kıymetli şairimiz Cahit Zarifoğlu’ndan bahsedebilir misiniz?

Cahit bey ile çok mutluyduk. Çocuklarıyla bir annenin ilgisi kadar ilgilenirdi. Dedikoduyu sevmezdi. Öyle bir konu geçtiğinde “biz işimize bakalım” derdi. Hem memurluk hem şairlik-yazarlık yapıyor oluşundan dolayı genelde yoğundu. Akşam eve geldiğinde ailece yemeğimizi yerdik, çocuklarla oynardı. Sonra da masasına geçip yazılarıyla ilgilenirdi. Bu yoğunluğa rağmen çok özverili, sabırlı bir babaydı. Cahit bey eve geldiğinde çocuklar neşe ile onu karşılarlardı. Yemek zamanı hepsi babasının yanına oturmak isterdi, Cahit de biriniz sağıma, biriniz soluma, ikiniz de karşıma diyerek hepsini memnun ederdi. Cuma akşamı eve geldiğinde kuruyemiş ve çocukların sevdiği yiyeceklerden alırdı. Hepimiz abdest alır ve cemaatle namaz kılardık. Bu esnada yiyecekler görünen bir köşede dururdu. Namaz sonrası dualar edilir ve afiyetle yenilirdi.


* Berat hanım bize biraz Kıymetli şairimiz Cahit Zarifoğlu’ndan bahsedebilir misiniz?

Cahit bey ile çok mutluyduk. Çocuklarıyla bir annenin ilgisi kadar ilgilenirdi. Dedikoduyu sevmezdi. Öyle bir konu geçtiğinde “biz işimize bakalım” derdi. Hem memurluk hem şairlik-yazarlık yapıyor oluşundan dolayı genelde yoğundu. Akşam eve geldiğinde ailece yemeğimizi yerdik, çocuklarla oynardı. Sonra da masasına geçip yazılarıyla ilgilenirdi. Bu yoğunluğa rağmen çok özverili, sabırlı bir babaydı. Cahit bey eve geldiğinde çocuklar neşe ile onu karşılarlardı. Yemek zamanı hepsi babasının yanına oturmak isterdi, Cahit de biriniz sağıma, biriniz soluma, ikiniz de karşıma diyerek hepsini memnun ederdi. Cuma akşamı eve geldiğinde kuruyemiş ve çocukların sevdiği yiyeceklerden alırdı. Hepimiz abdest alır ve cemaatle namaz kılardık. Bu esnada yiyecekler görünen bir köşede dururdu. Namaz sonrası dualar edilir ve afiyetle yenilirdi. 

*Berat hanım bize biraz merhum eşiniz ve kıymetli şairimiz Cahit Zarifoğlunun şairliğinden bahsedebilir misiniz? 

Hayatı zaten şiir gibiydi. Duruşu, bakışı, giyimi kuşamı, saçları, ses tonu gerçekten de şiir gibiydi. Fikir yazıları düz yazıları olmasına rağmen hep şair diye anılır zaten. Bu da o şairane hayatından geliyor olsa gerek. 

*Eşiniz Cahit Zarifoğlu’la ilk tanışma anınız nasıl bir duyguydu? Nasıl evlenmeye karar verdiniz?

O zamanlar Cahit bey TRT’de çalışıyordu. Kendisine beni önerdiklerinde, uygun görmüş. Daha sonra ortak tanıdığımız olan Hikmet Kuşçu ile beraber beni istemeye geldiler, babam düşünelim dedi. Üstad Necip Fazıl bize gelip giderdi. Babam Necip Fazıl’a “Cahit nasıl biri” diye sorduğunda, Necip Fazıl, “nikah şahidi ben olurum” diyerek cevap veriyor. Anlatmadan, övmeden bu sözüyle garanti veriyor.

İsteme sonrası Cahit Beyin babası Niyazi Bey, kardeşi Fevziye Hanım, eşi Selahattin Bey ve Necip Fazıl Kısakürek ile Van’a geldiler ve nişan yaptık. O gün gördüm kendisini. Tanışma sonrası, nişanlanana kadar nerdeyse bir yıl geçti. O zamanlar her evde telefon yok, haberleşmek güç, ya izin alıp gelir ya da bayramda ziyaret ederdi. Süreç sonunda Necip Fazıl’ın nikah şahitliğiyle evlendik. Ben 19 yaşındaydım. Van’dan Maraş’a geçtik, Maraş’ta üç-dört gün kaldıktan sonra Ankara’ya evimize geçtik. Evimiz bir site içerisindeydi.

* Biz Tolstoy’un Bisikleti dergisi olarak iyi ki Cahit Zarifoğlu diyoruz iyi ki zira onun duruşu ve şairliği bizim karanlık yolumuzda bize Fener oluyor Berat hanım. 



*Berat hanım eşiniz Cahit Zarifoğlunun en çok ne zaman yazardı?

Cahit bey evde de yazıya vakit ayırırdı. Masası, daktilosu, kağıtları hep bir köşedeydi. Bulunduğumuz odada yazardı, ayrı bir odaya geçmezdi. Arada çocuklarla konuşur, sarılır, öper ve yazmaya devam ederdi. Yazısı bitince de temize çeker ve çekmeceye koyardı. Geç saatlere kadar çalıştığı da olurdu. Misafirimiz çok olurdu. Yazar arkadaşları gelir, kitap, şiir, dergi, yayıncılık üzerine konuşurlardı. Bizim bazen eşler olarak konuşmamız biter ama onlar uzun uzun konuşmaya devam ederlerdi. Çoğu liseden ve bir kısmıda Ankara’da yeni tanıştığı arkadaşlarıydı. Ben onları iyi ağırlamak için uğraşırdım, biraz da baba evinden kalma bir alışkanlık. Cahit de yardımcı olurdu. Fakat dört çocukLa yorulur, bazen yetiştiremez ve söylenirdim. Cahit Bey de tek çeşit yapmamı söylerdi. Fakat tabii ki çeşitlendirirdim. 

*Eşiniz Cahit Zarifoğlu’nun en yakın arkadaşları kimlerdi? 

Çoğunuzun isimlerini bildiği üzere; Erdem Bayazıt, Rasim ve Alaaddin Özdenören, Ahmet Bayazıt, Tuncay Öztürk, Şenol Demiröz, Ali Kutlay, İsmail Kıllıoğlu, Ali Haydar Haksal, Alim Kahraman, Ersin Nazif Gürdoğan, Akif İnan… Bu isimlerin birçoğu rahmetli oldu. Hepsine Allah rahmet eylesin. Kalanlara uzun ömürler versin…

*Eşinizin, en sevdiğiniz şiiri hangisi? Hangisi daha çok duygulandırıyor.

Ben de birçok okuyucusu gibi Cahit Zarifoğlu’nun şiirlerini zor anlardım. Ama en yakınlarından biri olarak eşi olarak en iyi okuyucularından biri bendim. Düz yazılarını, gazete yazılarını okumayı daha çok severdim. Şiirlerini yazmak için özel durumlar oluşturmuyordu Cahit bey. Evde çocuklar etrafta koştururken bile masasında şiirlerini yazardı. Kendine ait -yazmak için- özel bir odası yoktu. Çalışma masası ve kütüphanesi genelde en büyük oda olması hasebiyle salonda olurdu. Biz de genelde o odada oturuyor olurduk ve yazılarını orada yazardı. O her yerde ve her şartta yazma yeteneğine sahipti, ona göre zaten şairlik böyle olmalıydı. SULTAN şiiri benim için en özeli en değerlisidir. Beni en çok duygulandıran odur. 

*Berat hanım eşiniz Cahit Zarifoğlu’nun çok erken ölümü sizi nasıl etkiledi?

Hepimiz için çok zordu. Çok kısa bir zaman içinde hastalanıp vefat etti. Çocuklarımız küçüktü. En küçüğü 5 en büyüğü 10 yaşındaydı. 11 sene evli kalabildik. Açıkçası tam birbirimize alışmışken, çocuklar büyümüşken gerçekleşti aramızdan ayrılışı. Çok zordu. Onun da hayalleri vardı. Çocuklarımın çocukları olacak, bana “dede dede” diyecekler. Ben de onlara masallar anlatacağım derdi. Çok şey yarım kaldı. Cahit bey için de bizim için de… Ama şükürler olsun o kadar değerli arkadaşlıklar biriktirmişti ki, doslarının ilgisi alakası hep üzerimizde oldu. Ailem ve Cahit beyin dostları bizi hiç yalnız bırakmadılar. Zaman geçtikçe de zaten insan alışıyor her şeye olduğu gibi.

*Berat hanım, eşiniz Cahit Zarifoğlu’nun en sevdiğiniz yönleri nelerdi? 

Cahit bey kendi çocuklarını da çevresindeki çocukları da çok severdi. Şiirlerinde de yüzlerce defa çocuk kelimesi geçer veya çocuklarla ilgili betimlemeler geçer. Cahit bey çocukların dünyasına edebi eser vasıtasıyla girmenin huzurunu, yapılan bir röportajda “Çocuklarla bu şekilde dostluk, aslında bir kaçıştı benim için. Sanırım realite, iş hayatındaki ve daha çok politik hayattaki acılıklar, acımasızlıklar, bağnazlıklar, iş hayatındaki yolsuzluklardan, şunlardan bunlardan hep çok ürktüm. Çocuklar için yazmak acılarımı azaltıyor.” diyerek ifade etmişti. Bizim ailemizde çocuklar çok sevilir. Annem, babam, dayılarım, amcalarım hepsi çocukları çok sever onlara değer verir ve hep bir arada. 

*Eşiniz Cahit Zarifoğlu’yla kültür farkı olmasına rağmen çok mutlu bir evlilik yaşamışsınız, bu mutluluğun sırrı neydi? Nelerdi?

Cahit Beyle çok ayrı hayatlarımız vardı; ben Van müftüsünün kızı olarak kalabalık bir ailede büyüdüm Cahit Bey ise lise sonrası İstanbul ve Ankara’da daha yalnız bir hayat yaşamış, Avrupayı otostopla gezmiş, yurtdışında dil eğitiminden dolayı bir müddet yaşamış, bir zamanlar da Suadiye’de Cem adıyla bir kayıkçının yanında çalışmış bir şair ve yazardı. Bu farklılıklara ve görünürde uzaklığa rağmen çok güzel, onbir yıllık bir evlilik hayatımız oldu. Çok anlayışlı, kibar, efendi, akıllı, fazla konuşkan olmayan fakat çok işler başaran, duyarlı bir kişiydi. Çok bilgiliydi ama çok da mütavazi. Ses tonu çok güzeldi, Türkçesi de.

Ben kendimi eksik bulurdum fakat Cahit Bey hiç öyle hissettirmedi. Bir defasında, sen çok ilgilisin, araştırıyorsun diyerek moral verirdi. Kitaplarını okurdum, en iyi okuyucularından biri de ben oldum.

*Berat hanım, merhum şairimizin son sözlerini hatırlıyor musunuz? Son gününü

Cahit bey Beylerbeyi’nde babamların evinde vefat etti. Pankreas hastalığı gittikçe artmıştı. Son gün artık iyice kötüleşmişti. “Çocukları odaya sokmayın beni böyle görmesinler” dedi. Emekli Van Müftüsü olan babam başucundaydı, ona sürekli “okuyun okuyun” dedi. Birkaç saat içinde de gözlerini yumdu. 

*Berat hanım dergi okurlarımıza bir mesajınız var mı?

Hepinize tek tek selam ederim, çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.