EDEBİYATIMIZIN KIYMETLİ ŞAİRİ: CAHİT ZARİFOĞLU ‘NUN OĞLU: AHMET ZARİFOĞLU İLE DERGİMİZİN ARALIK SAYISI İÇİN ÇOK ÖZEL BİR RÖPORTAJ YAPTIK

*Merhaba Ahmet Bey bize biraz kendinizden bahseder bilir misiniz?

1980 Mayıs ayında Ankara’da doğdum. Dört kardeş de orada doğduk. Babamın memuriyeti sebebiyle İstanbul’a taşındık. 1983’ten beri burada yaşıyoruz. Beykent Üniversitesi Sinema-TV mezunuyum. GZT isimli bir internet sitesinde Video Editörü olarak çalışıyorum. Asıl mesleğim görüntü yönetmenliği. Ailenin tek erkek çocuğuyum.



*Şair Cahit Zarifoğlu oğlu olmak nasıl bir duygu 

Bu sorulan ilk ve en sık sorulardan biri. Cevabı da gerçekten pek kolay değil… Oğlu olmak kesinlikle gurur verici bir duygu. Aynı zamanda büyük sorumluluklar da yüklüyor insanın sırtına. Edebiyat anlamında ve günlük yaşamda mutlaka onun gölgesi hissediliyor ailesi olarak bizim üstümüzde. Layık olmaya çalışmaktan başka ir şey gelmiyor elimizden.

*Babanızın en sevdiğiniz şiiri ve eseri hangisi?

Ve Tek Kare Bir Film, en çok sevdiğim şiiri. Çok şiir ismi paylaşabilirim fakat söylediğim şiiri her zaman tek geçerim. Yaşamak kitabında geçen: Genç kalbimin yalanları ne acılar duydum/ ve düşünmeye başladım hüznü/ bu çağdaşlarımın öldürdüğü kelimeyi/ evvelini kalbimdeki yerini evlerini/ hamdolsun evrendeki dehşetten korkulardan koruyana ki/ çekip dizimizi karnımıza/ toprağın geldiğimiz noktasına eğilerek/ yumuşaklıkla eserimizin içine bakarak/ cennet hediyen cehennem benim eserim/ şiiri en sevdiklerim arasındadır. Yaşamak’ın yeri benim için de babamı okuyan binlerce insan için de apayrı bir yerdedir. İns ve diğer hikayeleri… 

*Babanızla ilk ve son anınızı hatırlıyor musunuz? Bize anlatır mısınız?

Maalesef çok fazla anı hatırlamıyorum aslında, 6-7 yaşlasırndaydım vefat ettiğinde. Her Pazar mutlaka ailece dışarı çıkardık. Hava güneşli de olsa, yağmurlu da olsa, yaz kış mutlaka pikniğe, gezmeye, dedemlere, dayımlara veya Moda parkına mutlaka giderdik. Yoğun çalışma temposu nedeniyle sadece haftasonu ailece birlikte olduğumuzdan dolayı buna çok önem gösterirdi. Bazen annem ekmek arası köfte patates vs. hazırlardı. Hayal meyal o gezmeleri hatırlıyorum.Babamın masasını hatırlıyorum. Kocaman kahverengi eski tip ahşap bir masaydı. Taşındığımız her evde mutlaka ona bir yer bulunur ve geriye kalan mobilyalar ona göre yerleştirildi. Günün belli saatleri, belli bir disiplinle yazdığını hatırlamıyorum. Odasına kapanıp, sessiz bir ortam oluşturup yazmazdı. Kalabalık bir masa hatırlıyorum. Meşhur turuncu daktilosu, kağıtlar kalemler, mektuplar, saman A4 kağıtları, gözlüğü… İlk ve son gibi bir ayrım yapamadım maalesef.


*Şair Cahit Zarifoğlu ve Baba Cahit Zarifoğlu arasındaki fark ve benzerlikler nelerdi?

Baba Cahit Zarifoğlu’ndansa Şair olanı daha çok tanıdım. Tanıma fırsatım oldu diyeyim daha doğrusu. Eserlerini okuma yaşına geldiğimde gördüm, anladım, nasıl biri olduğunu daha çok gözlemleyebildim… Babam disiplinli fakat çok yumuşak huylu biriydi. Ve en büyük özelliklerinden biri de gerçekten her konuda samimi bir insandı. Yani evde, iş yerinde, dergide, toplantılarında veya arkadaş meclislerinde hep kendi gibiydi. 



*Babanızın sizi etkileyen en iyi mizacı hangisi?

Onu en iyi özetleyen kelime ‘acz’. Kibirli bir insan değildi. Çok yardımsever biriydi. Yaşı kaç olursa olsun herkese ulaşır, bir dert varsa derman olmak için ne gerekiyorsa yapardı. Kendisinin durumu olmamasına rağmen para gerekiyorsa para buluşturur verir, ev lazımsa mutlaka o kişiyi konuk edecek bir yerler ayarlardı. Veya akla gelebilecek ne problem varsa elinden geleni yapardı. Babam maddi zorluklarla hayatına devam etmiş. En azından TRT’ye girene kadar bu böyle devam etmiş. Kazandığı paraları veya üniversite burslarını bastıracağı kitaplara ayırmış. Dergi bürosu giderleri, matbaa masrafları veya çevresindeki insanların ihtiyaçlarına harcanmış sürekli. Ama bu parasızlık durumu onda asla bir engel teşkil etmemiş. Arkadaşlarıyla hayaller kurduklarında iş dönüp dolaşıp maddi kısma geldiğinde herkes geri çekilirmiş ama babam para en önemsiz kısmı deyip eninde sonunda gereken parayı bulup hayata geçirir(ler)miş yapılması gerekeni. Hatta babamın otostopla Avrupa gezisi bile bunun bir tezahürüdür. İnsanın dünyayı gezmek için paraya ihtiyacı yoktur düşüncesiyle kalkışmış o maceraya. 

*Ahmet Zarifoğlu ve Cahit Zarifoğlu ortak mizaçları nelerdir?

Fiziken, ruhen, mizacen babama çok benzetiyorlar beni. ben de onun gibi esmerim ve biraz zayıfım. Espri yönüm, sessizliğim, genel olarak insanların çok önem ve değer vermediği ayrıntılarla hemhal oluşum gibi buna benzer hususlarda babama benziyorum. 

*Tolstoyun Bisikleti dergi okurlarımıza bir mesajınız var mı?

İlk başta Sinan senin nezdinde tüm arkadaşlara teşekkür ederim. Yazı anlamında da eğitim hayatınızda da hepinize yürekten başarılar dilerim. Okumak yazmaktan daha önemli yerine göre. Yaş ilerledikçe bu daha çok anlamlı hale geliyor. Her türde kitap insana çeşit çeşit artılar katıyor. Yani en azından ilk etaplarda yazma hevesindense okuma hevesinin çok daha önde olması gerektiğini tavsiye edebilirim.ü